Yaşadığım şehirde kısıtlamalar biraz hafifletilince aylar sonra arkadaşımla buluşma fırsatını yakalayabildik. İnsanların aynı şehirde olduğu halde  yüz yüze buluşmaya hasret kalacağı kimin aklına gelirdi ki? Şimdi bir cumartesi gününden geriye kalanlar...

   Bir cumartesi günü uzun zaman sonra arkadaşımla buluşmak için sözleştik. Sirkeci tren istasyonunda buluşup, fotoğrafçıların olduğu tarafa doğru yürüdük. Arkadaşımın analog kamerasına film almak için her zaman gittiği yere gittik gitmesine, fakat bu süreçte analog filmlere yapılan zamlar karşısında  ağzımız biraz açık kalmış olabilir. 

   İkimiz de kırtasiye ve sanat malzemelerine düşkün olduğumuzdan, gezimizin olmazsa olmazı Hakikat kırtasiyeyi es geçemezdik. Cağaloğlu'ndan yürüyerek Ayasofya tarafına geçtik. Her ne kadar oralarda bir müddet vakit geçiririz diye düşünsek de kalabalık buna engeldi. Biz de tramvay ile Süleymaniye'nin yolunu tuttuk. Süleymaniye Cami ve bahçesi benim için huzur verici mekanların başında gelir. Bezimizi serip, bir süre soluklandık, bol bol sohbet ettik. Ara sıra kediler de misafirimiz oldu. Süleymaniye'ye gelip Meşhur Dönerci Hacı Osman'ın döneri için sıraya girmemek olmazdı. Muhabbetimiz eşliğinde bir baktık ki sıra bize gelmiş. Tekrar Süleymaniye'ye geri döndük. Yol boyunca kediler bize eşlik etmişti. Ama güzelliği ile cezbeden kar gibi bembeyaz olan bir kedi, bizi kendisine aşık etti. 

 Bir kafede suluboya yapmak uzun zamandır gerçekleştirmek istediğimiz bir hayaldi. Kahve eşliğinde suluboyalarımızı yaptık. Gün o kadar keyifliydi ki çabucak bitti. Bu günümüzü ayrı ayrı resmettik. İşte bugüne dair benim sayfamda iz bırakanlar... Yazılar kadar yapılan resimler de kalıcıdır değil mi? 

                                                       Tekrar görüşene dek hoşça kal...